Archive for Temmuz, 2009

Hürriyet haberi nasıl vermişti?

1 Yorum

Ergin Kardeşlerin Afyon Cezaevine naklinin perde arkası ve HSYK üyesi Ali Suat ERTOSUN üzerine

1292340
Takvimler 9 Ocak 1996’yı gösterirken, Sakıp Sabancı’nın kardeşi Özdemir Sabancı ve iki holding çalışanı Türkiye’nin en iyi korunan binalarından birinde, Sabancı Center’da silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

Olayı terör örgütü DHKP-C üstlendi. Suikastte tetiği çeken Mustafa Duyar, bir yıl sonra sürpriz bir şekilde teslim oldu ve Afyon Cezaevi’ne konuldu.

Ne hikmetse, Nuri ve Vedat Ergin kardeşler (Karagümrük Çetesi) de bir süre sonra adamlarıyla birlikte aynı cezaevine nakledildi.

Ve gene ne hikmetse, bir isyan çıktı, 15 Şubat’ta Sabancı’nın katili Duyar öldürüldü.

Bu dönemde Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun’du…

* * *

16 Şubat 1999 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin bu haberi şu dikkat çekici saptamalarla verdiğini gördüm:

‘Sabancı suikastinin tetikçisi olan devlet güvencesindeki Mustafa Duyar, kendilerini Afyon Cezaevi’ne naklettiren Karagümrük çetesi tarafından kafasına 3 kurşun sıkılarak öldürüldü.

…Mustafa Duyar’ı öldürmek için DHKP-C’den ‘infaz ihalesi’ almış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.’

Haberde cinayeti işleyen Karagümrük Çetesi’nin ‘kim’ tarafından Afyon’a nakledildiği yoktu, bunun yerine ‘kendilerini naklettiren’ vurgusu vardı.

Cinayet nedeni olarak ise ‘DHKP-C’den ‘infaz ihalesi’ alınmış olabileceği ihtimali’ gösterilmekteydi…

* * *

Hálbuki…

Ekim 2000’de Uşak Cezaevi’ndeki isyan sırasında çekilen video kaydında Nuri Ergin, devletin emriyle Sabancı suikasti sanığı Mustafa Duyar’ı öldürdüğünü açıklıyor…

Ve Nuri’nin ardından sahneye çıkan kardeşi Vedat Ergin ise kendilerini ‘Veli ağabey’ diye bahsettiği Veli Küçük’e sormalarını söylüyordu…

Ergenekon İddianamesi’nde yer alan bu görüntüler FOX Haber tarafından yayınlandı.

İddiaya göre, Sabancı Center’daki cinayetleri Ergenekon Terör Örgütü organize etti ve bunu terör örgütü DHKP-C’ye yaptırdı. Daha sonra ise Karagümrük Çetesi aracılığıyla tetikçi Mustafa Duyar ortadan kaldırıldı.

Mustafa Duyar’ın, Afyon Cezaevi’nde kaldığı hücrede suçu üstlendiği ifadesini değiştirmek istediğinden; ‘bildiğim bütün sırları açıklamaya hazırım’ dediği günün akşamı çıkartılan bir isyan sonucu çete sanıklarına öldürtüldüğünden söz edildiğine de rastladım…

Uşak E Tipi Cezaevi’nde 2000 yılında hükümlü Nizamettin Dal’ın işkence edilerek öldürülmesiyle ilgili açılan davanın ikinci duruşmasında ifade veren Nuri Ergin, ‘Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, Sabancı suikastıyla ilgili bir şeyler ortaya çıkarmak istiyorsa Ali Suat Ertosun’un neden Mustafa Duyar’a yakınlık gösterdiğini sorgulasın’ demişti.

* * *

15 Şubat 1999’daki Mustafa Duyar cinayeti ertesinde… Devamı »

Yalan Fırtınası

Yorum yap

Meşhur belgeyi imzalayan albayı şutlamışlar. Sonra da bildiri yayınlamışlar ki, aslında zaten kadro yokmuş da, albayın şahsıyla değil sınıfıyla ilgiliymiş de, hede hödö.

Bir: Türkiye’de bu bildiriye inanacak kadar saf bir Allahın kulu var mıdır? İki, esas çarpıcı nokta bu değil, başka: Bildiriyi yazanlar arasında belki biri buna inanır diye düşünecek kadar saf biri var mıdır? Adamlar sadece yalan konuşmuyor, inandırıcı olmadığını bile bile, alenen ve meydan okuyarak yalan konuşuyor. Yerse!

Açın gazete koleksiyonlarını bakın, son yirmi senede basına yansımış binlerce beyanları arasında utanmazca, yırtıkça, arsızca yalan olmayan Allah için BİR TEK söz var mıdır? “Erin elinde el bombası patlamış, kazadır:” yalan. “PKK Çukurca’ya mayın koymuş:” yalan. “Son teröristi öldürünceye kadar savaşacağız:” hem yalan, hem taammüden seri cinayet itirafı. “O belge bizim değildir, albay evinde yazmış zahir:” yalan. “Denizden boru çıkmış ne var bunda:” yalan. “Sınırdan 200 terörist girmiş:” yalan. “23 Nisanda kızlar namaz kıldığı için cumhurbaşkanı seçimini iptal ettik:” yalan. “Sabiha Gökçen’e dil uzatan gizli emeller peşindedir:” yalan.

Koca orgeneral, binlerce sayfalık güncesi ortaya saçıldığında “benim değildir” diyebildi; yetmedi, iftira ve tazminat davası açtı. Yalanı ortaya çıkınca genç kuşakların ahlakını koruma adına harakiri yapmayı aklına getirdi mi? Ne gezer!

*

Bu nasıl bir ruh halidir? Nasıl bir kurumsal kültürdür? Psikolojik savaşta düşmanı şaşırtmak için hakikati gizlemek gerekir desen o da değil. Burada hayat tarzı haline gelmiş bir şey var, bir ahlak çöküntüsü var. Düşmanı kandıracağım derken kendi kendini kandırmaya başlarsan savaşı kazanmazsın ki, kaybedersin.

Esas mevzu tehdit ve itaat mevzuudur, kuşkunuz olmasın. Ben yalan konuşuyorum, sen yalan konuştuğumu biliyorsun, bildiğini de biliyorum, buna rağmen esas duruş gösterip “emret komutanım”ı basacaksın diyor. Vatanımızın en güvenilir kurumu hangisidir diye sorduğumda da hiç es vermeden doğru cevabı bileceksin. Kuşku ifade eden en ufak bir sinyal verirsen potansiyel hainsin demektir. İçinden başka şey geçiyordur, yarın öbür gün “yetti gayri” deyip emrime itaat etmezlik de edebilirsin.

Yalana itaat, itaatin nihai testidir: turnusol kâğıdıdır. Doğruya itaatin motivasyonundan asla emin olamazsın –belki de adam dürüsttür? Ben “Fransa’nın başkenti Paris” dedim, sen “haklısın komutanım” diye cevap verdin: bana mı yoksa hakikate mi itaatinden öyle dedin, bilemem. Ama “Fransa’nın başkenti Çemişgezek” dediğimde hâlâ itaat ediyorsan o zaman geriye kuşku kalmaz. “İşte hakiki Türk askeri!” diye seninle gurur duyabilirim.

*

Türk dil ve tarih tezlerini bir de bu açıdan düşünün, bakın nasıl her şey yerli yerine oturuyor.

Adam kelime Türkçe değil tilcik diyeceksin diyor, Sumerler Türktür diyor, Kürtler kart kurt eden dağ Türkleridir diyor, Kurtuluş Savaşında İngilizleri denize döktük diyor, Türkleri zaten Ermeniler kesti diyor… İnsan durduk yerde nasıl bu kadar saçmalar diye düşünmeyin, hepsini birer itaat testi olarak görün. Boyun eğen bizdendir; kuşkulanan haindir. Bakın o zaman Cumhuriyet tarihimiz nasıl pırıl pırıl aydınlanıyor.

Sevan Nişanyan

Cezayirli Berberi bir sanatçı “Idir”

Yorum yap

Cezayir doğumlu bir Berberi sanatçıdır. Sakin, huzur veren bir yoruma sahip olan Idir hareketli müzikleriyle eğlendirirken bu eğlenceli tınılarında dahi bir sakinlik vardır. Duruşu ve tarzıyla da bunu ortaya koyar. Konserlerinde seyirci müziklerle öyle kaynaşıyor ki, insanların mimiklerinden sevgi ve barışı okuyabiliyorsunuz. Hani mutlaka karşılaşmışsınızdır, bazı insanlar tanırsınız; iyi niyetli olurlar, halim selim kişilikleri vardır, kimsenin kötülüğünü istemeyen, herkesle anlaşabilen ama kendi inandıklarından da taviz vermeyen, insanlara yaklaşımlarında önyargısız, sevgi ve hoşgörüyü ön planda tutan…
İşte Idir ve müzikleri böyle bir şey. Soldaki parçası ise birçok müzik dergisi tarafından yuzyılın en iyi parçalarından birisi olarak kabul ediliyor.

Berberiler Kuzey Afrika’da yaşayan bazı kabilelerden biri olup; Cebeli Tarık Boğazına adını veren, Emevilerin Kuzey Afrika’nın fethi döneminde İslam Orduları komutanı Musa bin Nusayr’ın hizmetine girerek onların boğazdan karşıya geçmesini sağlayan Müslüman Komutan Cebal (jebal) Tarık Bin Ziyad da bir Berberidir.

Endülüs (Andalucia) dolaylarından bir etnik müzik grubu ‘Al Andaluz project’

Yorum yap

Adından da anlaşılacağı üzere endülüslü bir grup. Endülüste halen emevilerden kalma bir arap-müslüman kültürünün yanı sıra Batı Akdeniz’in üç egemen kültürü (Hıristiyan, Müslüman ve Yahudi-Sephardic) uyum içinde yaşamakta. Grup ispanyolca, arapça, berberice ve daha başka bir çok dilde müzikler icra etmekte. İlginç enstrümanlarının bazılarına da çok aşinayız. Örneğin ‘morena’ adlı parçalarındaki (sağda) bağlama.

Soldaki parça ise Fairouz’un* muhteşem parçalarından ‘nassam aleyna el hawa’dan coverlanmış.

*Fairouz arapça bir kelime olup Türkçesi firuze’dir. Asıl adı Nouhad Haddad olan Lübnan’lı sanatçı Fairouz’un babası Wadi Haddad Mardin doğumludur. Bir süryani hristiyanı olan ailenin kızı Fairouz klasik arap ezgilerinin yanı sıra arapça modern müziğin de en güçlü seslerinden biridir. Neyse konuyu kaydırmayayım :) Fairouz hakkında daha sonraki bir vakitte uzun uzun yazarım inşallah. :)