Yağmur ve Golha
Fatıma Zehra Farid Farjad’ın ‘Golha’sını yağmurda ıslatmış. Çok da güzel omuş. Teşekkürler Fatıma! Sevgiyle selamlar!
evet evet bu bir blogdur
Fatıma Zehra Farid Farjad’ın ‘Golha’sını yağmurda ıslatmış. Çok da güzel omuş. Teşekkürler Fatıma! Sevgiyle selamlar!
Hozan Beşir’in ‘Ka Ew Kene Teyi Xwes’ adlı parçası eşliğinde ‘Kaplumbağalar da Uçar‘ adlı filmin ünlü yönetmeni, İranlı Kürt film yapımcısı Bahman Ghobadi‘nin ‘Niv heyv‘ filminden sahnelerle hazırlanmış bir video. Müziğin ve görselin uyuşumuna örnek bir video çalışması. :)
Nerede o tatlı gülüşün, nerede o bakış, o yürüyüş?
O kadar yandım ki yüzünün nârıyla, o gitti bugün, ben arta kaldım.
Bir gün sen yokken duyarsan aşkı, aşksın, aşkın kendisi
(Çev. Selim Temo)
Facebook’ta Nazlı ÇAKIR’ın paylaşımıyla hatırlattığı ve hatırlayınca çok mutlu olduğum bir sanatçıyı ve onun bir parçasını ben de burda sizinle paylaşmak istedim. :) Gençler hatırlamasa da beğenirler umarım. :)
Bu arada Müslüm Gürses ve Muhterem Nur’un evinde Frank Sinatra‘yla birlikte en çok dinlenen müzisyenmiş. (Müslüm Baba’nın kendisi diyor.)
Müzik pek yabancı gelmedi değil mi? :) Nedeni İzel’in ‘Şak‘ adlı parçası. ;)
19 Kasım 1959 tarihinde Tel Aviv’in fakir mahallelerinden Hatikvah’da DÜnyaya gelen İbrani sanatçı Yemen Yahudisi bir ailenin dokuzuncu çocuğuymuş. Henüz 19 yaşındayken doğunun Madonna’sı olarak anılmaya başlanmış. 1983 yılı Eurovision yarışmasında, İsrail’i temsilen Lüksemburg’un ardından ikinci olmuş.
WİKİ’den:
1989 yılında “Shaday” albümü Worldmusic dalında ABD’de yılın en iyi albümü seçildi.1992 yılında “Kirya” albümüyle aynı kategoride Grammy ödüllerine aday gösterildi. Birçok projede dünyaca ünlü sanatçılarla düet çalışmaları olmuştur. Eric B&Rakim, Thomas Dolby, Stefan Waggershausen, Paula Abdul, Paul Anka, The Sisters of Mercy, And One, Hotei, Sarah Brightman, Iggy Pop, Duncan Dhu, Eden Riegel, The Black Dog, C&N Project, Peace Choir ve Nusrat Fateh Ali Khan bu isimlere örnektir.
Cezayir doğumlu bir Berberi sanatçıdır. Sakin, huzur veren bir yoruma sahip olan Idir hareketli müzikleriyle eğlendirirken bu eğlenceli tınılarında dahi bir sakinlik vardır. Duruşu ve tarzıyla da bunu ortaya koyar. Konserlerinde seyirci müziklerle öyle kaynaşıyor ki, insanların mimiklerinden sevgi ve barışı okuyabiliyorsunuz. Hani mutlaka karşılaşmışsınızdır, bazı insanlar tanırsınız; iyi niyetli olurlar, halim selim kişilikleri vardır, kimsenin kötülüğünü istemeyen, herkesle anlaşabilen ama kendi inandıklarından da taviz vermeyen, insanlara yaklaşımlarında önyargısız, sevgi ve hoşgörüyü ön planda tutan…
İşte Idir ve müzikleri böyle bir şey. Soldaki parçası ise birçok müzik dergisi tarafından yuzyılın en iyi parçalarından birisi olarak kabul ediliyor.
Berberiler Kuzey Afrika’da yaşayan bazı kabilelerden biri olup; Cebeli Tarık Boğazına adını veren, Emevilerin Kuzey Afrika’nın fethi döneminde İslam Orduları komutanı Musa bin Nusayr’ın hizmetine girerek onların boğazdan karşıya geçmesini sağlayan Müslüman Komutan Cebal (jebal) Tarık Bin Ziyad da bir Berberidir.
Adından da anlaşılacağı üzere endülüslü bir grup. Endülüste halen emevilerden kalma bir arap-müslüman kültürünün yanı sıra Batı Akdeniz’in üç egemen kültürü (Hıristiyan, Müslüman ve Yahudi-Sephardic) uyum içinde yaşamakta. Grup ispanyolca, arapça, berberice ve daha başka bir çok dilde müzikler icra etmekte. İlginç enstrümanlarının bazılarına da çok aşinayız. Örneğin ‘morena’ adlı parçalarındaki (sağda) bağlama.
Soldaki parça ise Fairouz’un* muhteşem parçalarından ‘nassam aleyna el hawa’dan coverlanmış.
*Fairouz arapça bir kelime olup Türkçesi firuze’dir. Asıl adı Nouhad Haddad olan Lübnan’lı sanatçı Fairouz’un babası Wadi Haddad Mardin doğumludur. Bir süryani hristiyanı olan ailenin kızı Fairouz klasik arap ezgilerinin yanı sıra arapça modern müziğin de en güçlü seslerinden biridir. Neyse konuyu kaydırmayayım :) Fairouz hakkında daha sonraki bir vakitte uzun uzun yazarım inşallah. :)
Hani bazen “bana ne yaa” edasıyla başımızdan yukarı el silker, sorunları, sıkıntıları elimizin tersiyle iteriz ya! İşte alın size böyle zamanlarımda dinlediğim Shocking Blue’den favori parçam “never mary a railroad man”. (Soldaki) :)
Shockin Blue 1967′de Hollandada kurulmuş bir rock grubudur. Solistleri Mariska Veres grubun 1974 de dağılmasıyla jazz müziğine yönelmiştir. Grup en çok “venus” parçalarıyla tanınır. “Venüs” parçalarının videosu sağdaki. Haa ayrıca grubun adını Eric Clapton’un “electric blue” parçasından esinlenerek aldığı söylense de bence uydurma :)



İran Halk müziği, İran Rock, Blues, Jazz türlerinde müzikler yapan 1976 doğumlu İran’ının kuzey kısmında kalan küçük bir kentte (Torbetê Cem) şehrinde doğan Mohsên Nemco (Mohsen Namjoo), Güney Horosan Kürtlerindendir. İran’ın yeni kuşak müzisyen, şair ve sêtar ustalarından olan Nemco, 12 yaşında müzik eğitimine başladı. 18 yaşına kadar ünlü İranlı vokalist Nasrullah Nasîhpur’dan aldığı derslerle sürdürdüğü eğitimine 1994 yılında Tahran Üniversitesi’nin tiyatro ve müzik bölümlerine kaydolarak devam etti. Burada Ali Rıza Maşayexî ve Azîn Muvahîd gibi hocaların öğrencisi oldu. Üniversitedeyken Kürt üstad Hecî Qurbanê Sûleymanî ile tanıştı ve halk müziğini farklı formlarda okumaya başladı. Mazendaranlı Kürt müzisyen Sima Bina ile bazı derlemelerde bulundu. 1996’dan itibaren Blues ve Rock müzik tarzlarına benzer bir tarz yarattı. 2003 yılında Tahran’da kendi şarkılarını kayıt altına almaya başladı. İlk albümü Toranj 2007 yılının eylül ayında çıktı ve müzik çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. (Şimdiye kadar 5 albüm çıkardı) Kürt şair Baba Tahir, Hafız, Mewlana ve Attar’ın şiirlerine yaptığı bestelerle oluşturduğu bu albüm Nemco’nun sesi ve kompozisyonlarının farklılığıyla dikkatleri çekmeyi başardı. Halen Hollanda, ABD ve İran’da yaşamını sürdüren Nemco, birçok film için müzik yaptı. Kürtçe dışında Farsça, Arapça, Urduca, Talişça, Gilanca ve Peştunca şarkılar da söyleyen Nemco, günümüz İran edebiyatında güçlü bir şair olarak da tanınmakta. Müzisyenin albüm çalışmaları şunlardır: Toranj, Damavand, Jabr e Geographia, Sonati ha ve Gis.
İran’ın Bob Dylan’ı olarak tanıtılan Mohsen Namjo’dan iki klip
Şuradan ise bazı parçalarını indirebilirsiniz.

Tarih : 03 Temmuz 2009 Cuma
Zaman: 20:00 - 23:55
Yer :Harbiye Açık Hava Tiyatrosu
3 Temmuz cuma günü Harbiye Açık hava Tiyatrosunda yapılacak konsere Şili’den İnti İllimani ve Agire Jiyan katılıyor.
Biletleri 22 haziran pazartesi gününden itibaren biletixten, diğer satış noktalarından ve standlardan temin edebilirsiniz.
İNTİ İLLİMANİ– Şilili sosyalist bir müzik grubudur. Bana göre Şili’nin Grup Yorumudur.Grubun adı Aymara dilinden gelir: “Inti”, aynı zamanda ataları saydıkları yaratıcı tanrı Viracocha’nın oğlu İnka Güneş Tanrısı ve Güneş, “Illimani” de bir kuş olan kondor ve La Paz, Bolivya dolaylarında Illimani Dağı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla kelimelerin birleşmesi “Illimani Dağı’nın güneşi” veya “Güneşin kondorları” demektir.
1967 yılının Mayıs ayında eski Santiago Teknik Üniversitesi’nde okuyan gençlerce kuruldu. 1973 yılında Şili diktatörü Pinochet’nin Salvador Allende’ye yönelik darbesi sırasında Avrupa’da konser vermekteydiler. Bu darbenin başarıya ulaşması sonucu 14 yıl boyunca ülkelerine geri dönemediler. Bu yıllar boyunca gruba İtalya evsahipliği yaptı. 1988`de yasakları kalktıktan kısa süre sonra Şili’yi turlayarak konser vermeye başladılar. Şili kültürünün temsilcileri olarak görülürler. Grup ilk dönemlerde geleneksel müziklerin yanısıra, Violeta Parra ve Victor Jara gibi bestecilerin eserlerini de seslendirmiştir. Daha sonraları kendi bestelerini yaparken Pablo Neruda ve Rafael Alberti gibi şairlerden yararlanmışlardır.
AGİRE JİYAN–Agira Jiyan, grubu 1992 de Mezopotamya Kültür Merkezi bünyesinde kuruldu, grup baskılara ve yasaklara rağmen Kürt kültürünü ve müziğini yaşatmaya, kitlelere ulaştırmaya çalıştı, grup politik müzik yapmanın ve Kürt dilinde müzik yapmanın bedelinin ağır olduğu yıllarda taviz vermeden yoluna devam etmeye çalıştı. grubun 1996 ‘Adare’ albü çıktı ve büyük beğeni topladı, grubun 99’da ‘Helin’, 2006’ de ‘De Were’ isimli iki albümü daha bulunuyor.

Britanyalı rock grubu Queen‘in efsanevi solisti Freddie Mercury 5 Eylül 1946′da Zangibar‘da doğmuş, 24 Kasım 1991′de AIDS’ten ölmüştür. Gerçek adı ise Farrokh Bulsara’dır.
Sahnedeki duruşu, şovu, pek çok kişi tarafından hala dünyanın en güçlü vokali olarak anılan sesi, Queen’i sırtlanarak, aydınlatan, Opera ile Rock müziği harmanlayarak yeni bir müzik anlayışı ile dünyayı kasıp kavurması ile tanınan, Queen grubunun kurucusu ve bugünlere gelmesindeki en büyük etkenlerinden biri olarak adlandırılan insan, Freddie Mercury “Bohemian Rhapsody“, “Somebody to Love“, “We Are the Champions” ve “Crazy Little Thing Called Love” gibi pek çok uluslararası hit parçanın yazarıdır. Sahnedeki görünüş ve tavırlarının yanı sıra özel hayatındada farkılılıklar ve o yıllarda sahip olduğu dış görünüş ile de ne kadar komplike bir özgüvene ve cesarete sahip olduğunu tüm dünyaya müziğiyle ve Queen grubu ile hissettirmiştir. Yıllarca Queen grubundaki çalışmaları ile birlikte solo olarakta çalışmıştır. Mercury, ayrıca İlk asyalı Rock Star olarak adlandırılır. 1991 senesinde AIDS’in getirdiği komplikasyonlar sonucu yaşamını yitirmiş ve ölümü, bu hastalık hakkında toplum bilincinin artmasını sağlamıştır.
Farsi kökenli Hindistan’lı bir ailenin (Bomi ve Jer Bulsara) çocuğu olarak, zamanın İngiliz kolonisi olan Zangibar adasında (şimdiki Tanzanya’nın bir parçası) doğmuştur. “Mustapha” ve “Bohemian Rapsody” adlı parçalarının sözlerinden doğup büyüdüğü yerlerin kültüründen etkilendiği anlaşılmaktadır.
“Mustapha” ve “Bohemian Rapsody” adlı parçalarının video klipleri.
Mercury, Bombay’daki (Hindistan) St. Peter yatılı okuluna geri gönderildi. Bu okulda piyano çalmayı öğrendi ve ilk grubu The Hectics’e katıldı. Çocukluğunun büyük kısmını Hindistan’da büyük annesi ve teyzesi ile geçirdi. Zanzibar’a [diğer adı zangibar olup zangi siyahi demektir, bar ise addan ziyade sıfat olup ince uzun geometrik şekli ifade eder, buradaki anlamı ise sahil olup sahil de ince uzun değil midir? ;) ] dönmeden önce St. Mary’s Lisesi’nde eğitimini tamamladı. Zanzibar’daki 1964 katliamı nedeniyle 17 yaşında iken ailesi ile birlikte İngiltere’ye kaçmış ve bu kaçış hayatının dönüm noktası olmuştur.
Freddie’nin kaçarak İngiltere’ye yerleşmesine neden olan 1964′teki Zangibar Katliamı’ndan görüntüler.
İngiltere’ye taşındıktan sonra, Mercury büyük bir Jimi Hendrix, The Beatles ve Led Zeppelin hayranı oldu. Hendrix için: “Jimi Hendrix çok önemlidir. O benim idolümdür. Sahndedeki duruşu ile bir rock yıldızı için tam bir örnek teşkil eder. Onu birisiyle karşılaştırmanıza imkân yoktur. Sihiriniz ya vardır ya da yoktur. Geliştirilecek bir şey değildir bu. Onun yerini kimse dolduramaz.” demiştir. Mercury’nin hayran olduğu bir diğer kişi de, şarkıcı ve oyuncu Liza Minnelli idi. 1975 yılında verdiği bir röportajda Minnelli için: “Liza’nın her tarafından yetenek akıyor. Üstün bir enerjiye ve güce sahip. Kendini dinleyicisine aktarması ise çok etkileyici. Ondan öğrenilecek çok şey var“. şeklinde konuşmuştur. Freddie Mercury’nin ailesi, kendisinin çocukluk yıllarında hep Hint müziği dinlerdi ve freddie’nin ilk etkilendiği kişi de bir Bollywood playback şarkıcısı olan Lata Mangeshkar‘dı.
Mercury, Pers kökenli olduğunu pek çok hayranından gizlemiş ve röportajlarda soykütüğünden nadiren bahsetmiştir. Çoğu kaynakta Freddie Mercury’nin Hint kökeninden geldiği belirtilse de, aslında kendisi İran’a Müslümanlık geldiği zaman Hindistan’a göç eden Zerdüşt’lerin soyundan gelmektedir. Pek çok arkadaşı, Mercury’nin etnik kökeninden utandığını ve uzun yıllar Hintli göçmenlere karşı şiddet ve ırkçı isyan hareketlerine sahne olmuş bir ülkede ırkçı bir tepkiden korktuğunu açıklamışlardır. Öte yandan gruptaki arkadaşı Roger Taylor, Mercury’nin etnik kökenini, sadece rock müzisyeni kimliğine uymadığı için geri plana ittiğini ileri sürmüştür.
Freddie Mercury’nin çocukluğu her ne kadar Hindistan’da geçmiş olsa da Dünyanın ilk Hintli rock yıldızı olduğu tartışmalıdır. Bazılarınca Zangibar’ın en meşhur müzisyeni olarak da tanımlanır.