Archive for the 'Yaşam' Category

ATAİST BOK (+18)

Yorum yap

Kemalist Darbe sonrası dönem…

1982 senesinde, Diyarbakır Cezaevi’nde bir gün…

Öğle ezanı okunuyordu.

Komutan adamı çağırdı.

Oysa adam abdest almayı düşündü.

Daha önce bu isteği için dayak yemişti.

Bir keresinde sidikle abdest aldırılmıştı…

Bir pislik çıkmasın diye genellikle teyemmümle namaz kılardı…

Bugün daha bir güzel ibadet istiyordu ve abdest için zemin kolluyordu ama askerler gelmişti…

Komutan çağırıyordu…

Adam yine korktu…

Yine mi bir şey vardı yine mi!

Askerlerle koğuştan çıktılar…

Komutanın önüne getirildi…

Komutan şöyle bir süzdü adamı ve ilk sözü ‘naber lan si.tiğimin Kürtçüsü” oldu…

Adam ‘Apocu’ bilinmekteydi…

Ne komik ironidir ki oysa ateist Apo kimdir, bu tam olarak bilinmemekteydi…

Kurtuluş Savaşı’nda İslam adına yalvar yakar babalarından yardım dilenen ve alan ama sistemi kurduktan sonra verdiği tüm sözleri ‘unutan’ Ataist diktatörlüğün on senelerdir red ve inkar ettiği kimliğine ve haklarına sahip çıkmak istemekti adamın ‘suçu’!

Adam ne ateist ne ataist, sadece tüm kimliklerinin farkında olan insan oğlu insan, Müslüman bir Kürttü.

Töresinde küfretmek yoktu.

Sevmiyordu ama bu küfür diğerlerine göre çok hafifti…

Adam çekinerek de olsa “eyiyem gomutan ama sövme yine yaw” diyebildi.

Komutan “Kime sordunuz lan Allah’a isyan ederken de sövme diyon lan şerefsiz” dedi.

Adam “Biz hiç Allah`a isyan etmemişiz gomutan” dedi.

Komutan güldü.

“Malsın oğlum işte malsınız hepiniz bir seferde anlayabilen yok ki hayvanların içinde” dedi…

Adam sustu.

Ve komutan Allah’ı tanıttı:

“Oooğlum her mekanın Allahı vardır!

Bu vatanın Allahı Atatürk ulan!

Piç sürüsü!

Farkında olmuşsun olmamışsın bana ne a.ına koyduğumun evladı siz Allah’a isyan ettiniz haberiniz yok!

Gelmiyoruz diye yokuz sandınız Kürdistan hayallerine daldınız ama bak ne oldu sonunuz yavşaklar!” dedi…

Ne köpek havlaması ne saat dakikası ne mahkum sesi, ortamda çıt çıkmıyordu…

Komutan yanındaki yaverine dönerek “Yahu istemesem bile şiir gibi konuşuyorum bazen he” dediğinde askerlerden ‘espriye’ küçük bir gülme sesiyle cevap geldi…

Adamın bu sözlere vereceği bir cevap tabiî ki yoktu.

Bir izah yapmak veya cevap vermekmiş, bunlar hayal bile edilemeyecek işlerdi…

Aklından “Ama biz bir fişek bile atmamışız! Bu nasıl isyan gomutan” demek geçti ama bunun hiçbirşeye fayda etmeyeceğini biliyordu…

Daha fazla işkenceden başka…

Komutan “Aç mısın lan?” dedi…

Adam “Yok gomutan” dedi.

“Olsun, fazla yemekten n’olcak oğlum lan” dedi komutan sırıtarak…

Adam komutanın kinayesinden ve önündeki ‘yemekten’ anlıyordu ne olacağını…

Komutan sohbetin bittiğini anlatmak istercesine yüksek sesle “hazır ol!” diye haykırdı!

Adam hiç hazır değildi ama oldu!

Komutan adama ‘Bok yenecek, ye!’ dedi.

Adamın önündeki tabakta hapishanenin kurt köpeğinin dışkısı vardı.

Yüzlerce kez kendilerine saldırtılan, onlarca defa ısırtıldıkları köpeğin dışkısı sıcağın etkisiyle kıvrımlarını yitirmiş ama tam cıvımamıştı.

Adam buna daha önce de mecbur bırakılmıştı, yapması gerekeni biliyordu.

Çömeldi, bok dolu tabaktan bir kaşık bok aldı.

Kalktı, kaşığı ağzına götürdü.

Elleri yine titriyor, gözlerinden yine yaşlar geliyordu.

‘Yavaş’ davrandığını gören komutan, ‘Çabuk ye ulan!’ diye haykırdı.

Komutanın elinde tasma vardı. Devamı »

BU NEDİR?

Yorum yap

Son Sığınak

Yorum yap

Hayat perdenin arkasında;
Hayatın öte yakasında.

Şu gaflet yükü insana bak;
Kendinden varlık cakasında.

Ve aşksız yobaz… İşi gücü,
Namazla Cennet takasında.

Tam dört asırdır Müslümanlık,
Cansız etiket markasında.

Ku’ran kalbi kör ezbercide,
Din, üfürükçü muskasında.

Batı, Batı der çırpınırlar,
Batı tükürük hokkasında.

Makine dimdik demirden put,
İnsanoğlu ruh lâçkasında.

Hürriyet nerde söyleyeyim:
Hakka esaret halkasında.

Zamanda herşey kopuk, kesik;
Biçkisi kader makasında.

Ey insan, sana son sığınak,
Son Peygamberin hırkasında!

Vergi cezasına ilişkin Doğan cephesinde son durum

Yorum yap

Vah, vah… Hüngür, hüngür!.. Nerede benim mendilim?.. Getirin, gözyaşımı sileceğim?.. Demek bu kadar “acınacak” haldeler ha!.. Demek bu kadar korkmuşlar?.. Bunlar bir “panik” ifadesi mi, “merhamet istismarı” mı?.. Hani yolda-sokakta, iki gözü iki çeşme ağlayıp; “Abilerim, ablalarım” deyip, “merhamet avcılığı”na soyunan “uyanık”lar vardır ya!.. Hani, “Allah rızası için…” diye başlayıp; “Hastaneden yeni çıktım… Memlekete gideceğim ama otobüs biletine verecek param yok… Allah rızası için bir bilet parası!” diyenler vardır ya, bu “salya-sümük” halleriyle “günde 10 bilet parası” tokatlarlar ya; “kartel yazarları”nın yazılarını okuyunca, işte bu “merhamet avcıları” geldi gözlerimin önüne… Baktım, feryat, figan!.. Öyle bir ağlıyorlar ki; yürek dayanmaz!.. Hani, elimde olsa; “4.8 milyar da para mı?.. Alın şu parayı da, ödeyin vergi cezanızı!.. Ödeyin ki, kesin ağıt yakmayı!” diyeceğim…
Ama, ne yaparsın ki;
Cep delik, cepken delik!..
Üstelik de, bu “ağlaşma”ların “essah” mı, yoksa “numara” mı olduğundan emin değilim!..
Ama, itiraf edeyim;
Çok iyi ağlıyorlar!..
“Maaşlarımızı almaya devam edebilecek miyiz, edemeyecek miyiz? Bu işyerleri faaliyetlerine devam edebilecek mi, edemeyecek mi?
Tedirginiz!.. Fena halde tedirgin!.. Can sıkıcı bir ortamdayız!.. Moraller sıfır!.. Çünkü herkes gelecek endişesi yaşıyor!”
Essah mı, numara mı?..
Milleti kendilerine acındırıp, Maliye’ye telefon yağdırmalarını mı istiyorlar acep?..
Bu “ağlaşma”ları okuyunca gördüm ki;
“Karteloz”ların derdi “Aydın Doğan’ın haklılığı”nı veya “basın özgürlüğü”nü savunmak filân değildir!.. Onlar, “kendi geleceklerini garantiye alma”nın derdindedirler!..
Bütün mesele;
“İş” ve “aş” meselesi!..
KUYRUKLARINI DİK TUTANLAR!
Tabiî, bu arada, “eşekten düşse de türküyü kesmeyenler” ve “efelik” taslayıp, “kuyruğu dik tutanlar” da yok değil!..
Onlar da, “Batı medyası” üzerinden savunuyor “patron”larını!..
Meselâ, diyorlar ki; Devamı »

SOLITUDE

Yorum yap

Bu bayram gününe binaen bir şiir

Yorum yap

Güneş yükselmeden kuşluk yerine
bir adam döndü evine
oturdu sessizce yer minderine
kızı bayram dedi yalın ayaklı
adam bayram dedi tam ağlamaklı

el öpüldükçe içi burkuldu
konuşmak istedi dili tutuldu
güç bela ağzından bir “offf” kurtuldu
oğlu bayram dedi sırtı yamalı
adam “hee yaa” dedi gözü kapalı

düşündü kış yakın, evde odun yok
tenekede yağ yok, çuvalda odun yok
yok yoka karışmış, tuz yok, sabun yok
avrat bayram dedi, eğdi başını
adam evet dedi sıktı dişini

çalışsan ne iş var, ne cepte para
dağ oldu içinde büyüyen yara
dikti gözlerini karşı duvara
takvim bayram dedi, silindi yazı
adam “öyle” dedi, bağrında sızı

dönderse yüzünü her hangi dosta
yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
günler, aylar, yıllar erirken yasta
yer gük bayram dedi ağzını açtı
adam bayram dedi evinden kaçtı.

Emperyalizm’in silahlarından biri ‘ÖZENDİRME’

Yorum yap


“Ben sadece ucuz bi kurnazlık tasarlamıştım geçici bir modayı istismar edip, kenara bi kaç kuruş koymak sonra da arkamıza bakmadan savuşmak…* Başka şey umma n’olur.”

*Meksika sınırı‘na